Yazar İle Söyleşi

Ben mi?

Çok mu okudum? Hayır.

Az mı? Hayır.

Gene de hiçbir yazarın, tüm eserlerini okumadım (Orhan Veli’nin Tüm Eserleri dışında). Bu yüzden herhangi bir yazar üzerine atıp tutamayacağım. Çoğu hakkında bir sürü şey yazar atar tutarım fakat bunu yapmak hele de bir yazar için, hiç doğru olmaz. Düşündüm de Orhan Veli dışında, tüm yazılarını okuduğum sadece bir tek yazar var; o da kendi yazdıklarım.

Çoğunuzun tanıdığını sanmıyorum. Meşhur biri değil, bildiğim kadarıyla aklından ne geçiyorsa onu yazıyor, bu bakımdan da eleştirildiği çok oluyor; özellikle ailesi tarafından. Bunu yazdığım için sorun edeceğini zannetmiyorum, çünkü ben oynuyorum ben yazıyorum.

Sorsanız yazmak çok kolay diyecektir, herkes yazabilir. Yapman gereken sadece eline kalemi kağıdı alman ve ilk cümleyi yazman, gerisini yüreğin (bu kelimeyi söyleyince gülümsüyor) halleder.

– Ne, yanlış mı dedim,

– Ha tamam. Bu şiir için olanı imiş; düz yazı için ise, gerisini elin halleder olacakmış. Kendisini kendimi bildim bileli tanırım. Övmeye çalışmayacağım övülecek bir tarafını görmedim çünkü o da benim gibi senin gibi bir insan. Ağzında piposu atıp tutmuyor, boynunda fuları ya da yuvarlak gözlükleri yok. Evini geçindirmeye çalışan, bu yüzden maaşlı bir işi olan standart biri. Yemek yapmayı sever fakat yemek kitabı yazmadı; gezmeyi, yeni yerler görmeyi sever ama seyahatname de yazmadı. Siyasi bir partiye girmemiştir, terslik ya siyaset hakkında yazar, aşk hakkında yazar (hah bu oldu AŞK’ı var). Bunun dışında boşta kalan ya da boşta bıraktığı zamanlarda yazmıyor, içini döküyormuş; yazar olduğunu hiç söylemedi.

– Ne zaman başladın yazmaya diye sorduğumda,

– “En başını çok iyi hatırlamıyorum”, der. Lamartin caddesindeki babasının yedek parça dükkanında olduğunu bile ben hatırlatıyorum. Fakat bildiğim bir şey daha var; her yazısında yeniden başlıyor yazar. Uzun süre yazmazsa ise en en baştan başlıyor. Antrenman yapmazsa en başa döneceğini çok görmüş. Bu da arada boşluklar olduğunu gösteriyor. – Hiç esinlendiğin biri var mı diye sordum (bunu çok sormuşumdur, çekindiğini bildiğim bir konu). Üstüne ben gitmezsem başkaları gider, en iyisi içeriden birinin art niyetsiz yapması bunu.

– Şiirlerde der; Nazım’dan etkilendim tabi diyor fakat sadece tarzını almışım. Serbest yazmak işime geliyor. Kelimenin getirdiğini değil içinin getirdiğini yazıyorsun böylece. Bu yüzdendir ki; ne Nazım’ın ne de diğer şairlerin tüm ya da çoğu eserini okumamış, özgün kalmak içinmişmiş (bazı ukalalığı vardır). Düz yazılarda ise çoğunlukla ya klasik okumuş ya da Stephen King gibi korku, gerilim, fantezi yazarlarını. Fakat ben yazılarında ne gerilim ne de klasikleri bulabildim. Zaten romanını da görmedim (Eylül’de) o ayrı. Fakat kafasında bir roman planı olduğunu biliyorum, benden saklayamaz; onu da üşengeçlikten yazmıyor. Siyaset ile ilgili birçok yazısı var. Eşi girme diyor siyasete, sen onlara göre daha dürüstsün, yapamazsın diyor; asıl endişesi onu değiştirmeleri. Ha bu arada evli yani yazmaya zamanı demek eşinden, çocuğundan zaman çalmak demek. Bunun farkında; bu yüzden nadir de olsa sayısal loto ve türevlerini oynuyor, paraya ihtiyacı olmayacak kadar parası olsun diye.

– Neden başladın yazmaya?

– “Sevdim” diyor; “çok sevdim, hep sevdim”. Önce sevdiği için başlamış yazmaya. “Çok iğrençlerdi” diyor o yazdıkları gelince hayal meyal, aklına. Sonra başkasını sevmiş ona yazmış bir süre sonra bakmış yazmayı daha çok seviyor. Artık daha özgür olmuş, her şeyi yazabiliyormuş artık. Bu yüzdendir ki bu dönemde hiç yaşamadıklarını yazmaya başlamış. Nezarette müebbet bir adam, ölmek isteyen bir kadın, eşini çocuğunu özleyen bir denizci, akrep ile yelkovanın birbirine ulaşamayışı vs. şimdi bir ondan yazıyor, bir bundan bir şundan canı ne isterse artık, dök içini rahatla. Hatta bir gün şunu demişti “kaç kişi ile konuşabilirsin ki, en güzeli örnek olarak yaşamak; gören görür alır”. Sanırım şimdi ise “kaç kişi ile konuşabilirsin, gösterebilirsin; sen yaz. Söz uçar YAZI KALIR” diyecektir; hatta dedi. Unutmadan; bir de tez’i var. “Herkes yazabilir” der, tıpkı herkesin şarkı söyleyebildiği gibi. Şarkı söylemek istiyorsan söylersin; sesin kötü ise onlara ne MTV seçmeleri değil ki orası. Yazmak istiyorsan da yazarsın buna iyi/kötü diyecek kişi olabilmesi için. Öncelikle senin, bu iyidir ya da kötüdür demen lazım. Sonra fikir beyan edilebilir.

– Şimdi ne yazıyorsun?

– Fantastik bilimkurgu tarzı bir roman yazmış, bir seriymiş, ikinci kitabın ortalarındaymış, ilk olacakmış, falan.

 

Kolay dediğim gibi yazı yazmak.

Sen de dökersin içini; benim az önce yaptığım gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir