Merhaba

Merhaba

11 Aralık 1974 0 Yazar: Tolga Eligül

Yemek sayfası için genelde; tattığım, sevdiğim insanların tatmasını istediğim yemeklerin, kah yemeğin tarifi kah yerin tarifi olarak oluşturulacaktır. Fakat önce bir tanışalım derim.

Ben Tolga Eligül; aslen Malatyalı olduğum için Doğu Anadolu yemekleri büyük olasılıkla daha çok yer kaplar diye düşünüyorum. Malatya’nın hangi yemeği meşhurdur, işin doğrusu çok az, asıl anlatmak istediğim Doğu yemeklerinin bende bıraktığı lezzete daha yakın olduğum. Her ne kadar evde yemekleri Annem (Erzincanlı) yapsa da baba tarafından (köyden) eve gelenler (yöresel gıda) daha fazla oldu. Birbirlerine çok da yabancı değillerdi hani. Sanırım Erzincan’ın Tulum Peynirinin meşhurluğu ve çokluğu nedeni ile süt’ün ve yoğurt’un yemeğe eklenmesi, kendini çorba ve yarı çorbalarda (ekşili köfte, ayranlı çorba, mercimekli erişte vs.) çok gösterirdi. Buna da Malatya’da meşhur olan Bulgur’da eklenince ortaya süper tatlar çıkması kaçınılmazdı. Bunları yedikçe damak şekil aldı.

Daha sonra aile geleneği alkolle tanıştık, babam açık fikirli bir adamdı kadeh tokuşturduk, işin aslı doğru kişi ile doğru yerde içtik; işin özü “kararını bil”dik. Alkol genelde Rakı olunca değişik tatlar almaya devam ettik ve yeni şeyler tanımaya da. Mezeler sayesinde Zeytinyağlılar ailesine de uğradık, Balık’ın hayranı olduk (rakı şişesinde balık olmasak da). Şalgam suyu, Ezme, Pastırma derken acı ve baharat önem saldı, iki dudağımızın arasında. Hazır alkol alıyoruz madem; neden Şarap’ı da tatmayalım, neden Votka da olmasın; Tekila’nın içindeki “Kurt” içimize düşmüştü bir kez. Onlar sayesinde Peynir çeşitlerini öğrendik, Meyvenin yanar-dönerini, Elma’nın kahvelisini, küçükken matah bir şey sandığımız kaçırmaya çalıştığımız çikolata’nın Whiskey ile yavaş yavaş emilişinin önemini anladık. Sadece biri ölünce değil ama tabağındaki Balık’ı bitirince anladık Fırınlanmış helva’nın yakışını. Suşi’ye herkes bayılmadı sofrada ama Lakerda’sı, Somon’u, Kuru Et’i ve Çiğ Köftesi ile aştık bunları. Gecenin geç saatinde Uykuluk’tan, Kokoreç’e, Kelle’den, Paça’ya, Tuzlama’dan, Munbar’a ne b.k varsa yedik; bir beynimizi yemedik. Ben Beyin’i pek sevemedim; hastası var onlara afiyet olsun. Tezek yakmışsın, tadı yıkandığın suya, yediğin ekmeğe, yemeğe sinmiş, sen mi sevmeyeceksin b.ku.
Halalarımız, Yengelerimizi un ile ekmek yaparken, Katmer yaparken gördük Fırınları sevdik. Geldik ekmek çeşitlerini sevdik, tattık, favori ekmeklerimiz oldu. İçli Köfte’yi daha iyi yaptığını savunduğumuz akrabalarımız gibi. Şimdiki gençler gibi Patates kızartmasını, Elma Dilimini Mc Donalds’tan ya da Burger’dan değil Çiçek Pasajı’ndan, Galata Köprüsünün altından öğrendik.

Üniversitede başka illerden gelen arkadaşlarımızın ve/veya ev arkadaşlarımızın yöreleriyle tanıştık. Evden gelen (yani bedava) ne varsa çok sevdik onu da benimsedik zamanla. Yokluktan Çorbalık’ı kızarttık, Kelle Kıyma kullandık, Tost makinesinde Patates kızarttık, Makarna ve Yumurtanın envai çeşidini yaptık. Komşularımızla yapılan Annelerin Gün’lerinde tattık Mercimek Köftesini, Kısır’ı, Kars’tan Kete’yi, Çiğ Börek’i, Aşk Lokmasını da ihmal etmedik. Eminönü’nde Balık Ekmek ve Turşu Suyundan Sarılık olsak da bırakmadık peşini hala yer içeriz.

Ana gibi yar olmaz dedik gittik bir Erzincanlı ile de biz evlendik. Hala Ekşili Bulgurlu yemekler hazırlıyor, mutlu mesut yiyoruz. Hadi size de Afiyet Olsun…