23 Mart 2020 Yazarı Tolga Eligül 0

Davulun Sesi Corona

Bir ürpertiyle açtın gözlerini, işe gitme alarmın çaldı çünkü. Alarmın gibi yarı açıkgözlerini de tekrar kapatırken, bir tebessüm var yüzünde.

Bugün evden çalışacaksın…

Hayaller ve Gerçekler bugün su yüzüne çıkacak. Daha mı motive? Göreceğiz ama iyi başladı değil mi alarmı kapatmak. Kalk, el-yüz yıka, giyin, çık, ulaşım, kahvaltı derken hiç yoktan iki saat avantajın var; sadece gidiş için bu da. Dönüş’e de hiç yoktan bir saat ekle, üç saat avantadasın. Kapa gözlerini bitaneeem, uyuuu, uyuuu.

* * *

O ses ne? Kim bu saatte bu kadar ses yapar? Saat kaç oldu? Mesai başladı mı? Yöneticim aradı mı? Aradıysa açmam gerekiyordu.

Neyse; arayan olmamış, ses de yan komşudan geliyor, maillere de baaak, güzel acil bir şey yok.

Kalk kalk yatma daha.

Bir de foto çek bilgisayar ekranın açıkken. Amman ekrandan yansıyan pijamalı fotoğrafın çıkmasın, dikkat. Bunu sosyal medyaya at da çalışmaya başladığın görünsün. İlgili kişiye ulaşır belki. Bir de ekip arkadaşlarına at maili, ben çalışıyorum baaak dermiş gibi ama “oooffff evde de aynı çalışma, ne değişti ki” diye yaz; maksat nazar değmesin.

Maillere tekrar bak, bir iki yöneticinin olduğu maili yanıtla, onun dışında acil bir şey yoksa mola zamanı. Bu arada Acil bir şey yok demek, sonra yazılır cevabı demek, ötelemek bir nevi.

Mola için tv’yi aç film/dizi ayarla. Bilgisayarını da koy bir zigonla karşına, acil durumda girip cevap verebilesin. Kahvaltıymış, Öğle yemeğiymiş, Beş çayı vs zaten doğal hakkın olmalı.

Aralarda full konsantre mail taraman yeterli. Arada çalan her bir telefonda da siperleri aşarak güvenli bölgeye geçiş için dört, bilemedin beş saniye içinde gerçekleşmeli, hele ki müşteri arıyorsa. Bu süreçte düşman da boş durmuyor tabii, senin telefon çalışını duyduğunda bir dakika sessiz kalabiliyor, sadece bir dakika. Bunu, yeni bir taarruz için ön hazırlık olarak görebilirsin. Tabii ki amacı taarruz değil ama olan bu. Artık; hiç duvara vurmayan çocuğun topu o an duvara atmaya başlıyor, yan dairedeki komşunun o çerçeveyi bugün monte edesi geliyor, eve çıkmayan kargocunun seni göresi, alt komşunun birike birike set haline gelmeye yakın tabak çanağı getirmeye karar verip çi börek yapması aklına geliyor. Çalan telefonu savuşturmadın mı daha önce, bu ne ki? Toplantıdan erken döndüğünde aranınca, kafanı camdan çıkarıp konuşmadın mı konuştun, bunlar senin için çocuk oyuncağı. Acun’un Fransa 98’deki “Brezilya’sın Seeen Bizim Canımııız” telefon bağlantısını unutma (:

İki çeşit sıkıntı var;

Çalan telefon –ki bunu atlattın sayılır, alışveriş ve asıl Video Konferans. Gerçek Kahır bu.

Eşinin ya da annenin kesin bir ihtiyacı olacak ve kendisi her gün yapmıyormuş gibi senden isteyecek. Gidemem desen laf anlatman gerek, gitsen aklında az önce umursamadığın işler önemli olacak. Bir şekilde çıkacaksın ev dönüşünde WHO (Dünya Sağlık Örgütü – World Health Organization) yetkilisi açacak sana kapıyı. Hiçbir şeye değmeden banyoya alınacak ve sterilize olacaksın. Oysaki zaten hiç gitmek istemedin ki…

Evin bir düzeni var, kahır buradan geliyor; bir nevi evin genetiği: SES.

Video Konferans: Önce, ev etüdü gerekmekte. Etrafı çok göstermeyen, mümkünse açıyı daraltan bir köşe uygun bunun için. Arkanızda ne kadar az eşya olsa, o kadar iyi, derli toplu bir kitaplık ta olur arka planda. Video Konferansa bağlanmadan önce PC/Laptop kamerasını açıp, doğru açı yakalanmalı. Ev ahalisine şu şu saatler arası sessiz olun ve odaya girmeyin denmeli, üstte bir gömlek giyilecek muhakkak ama alt tarafın görünmemesi sağlanmalı. Bunları yaptıktan sonra, gerisi Kader. Eve bir hışımla giren Komşu ve çocuğunun odaya dalışı gibi dış etmenler için yapılacak tek şey, kilitlenebilir bir kapı. Ses, her zaman için engellenemez liderliğini sürdürüyor.

Allah, evdeki Video konferansta, hazırlıksız ayağa kalkmanızı nasip etmesin. Amin!..