Anasını Satiiim !..

Satışçı olmak hiç de zor değil, hepimiz satışçıyız nasılsa. Sadece bunu, ya bir ömür ya da dönemsel olarak ortaya çıkarıyoruz. Birazdan sizin de fark edeceğiniz gibi iş arayan ve satışçının aynı şeyleri yaptığını göreceğiz. Biri ürününü satmaya çalıştığı, biri kendini (emeğini yazalım da kimse alınmasın) satmaya çalıştığı için…

Hepimiz iş ararken bir özgeçmiş dolduruyoruz veya buluyoruz. Bunu ya bir arkadaşımızdan gelen örnek cv ile yapıyoruz ya da profesyonel bir insan kaynakları sitesinde üyelik oluşturup “fill in the blanks”lerle boşlukları doldurarak sağlıyoruz. Bu bölüm ürün etiketleme bölümü. En önemli safhalardan biri, sakın ha önemsememe hatasına düşmeyin. Fiyatlama çok önemli; etiketinize fiyatınızı 1,00 yazarsanız, 0,99 yapan sizi geçecektir. Fakat yüksek olması gereken fiyatınızı düşük tutarsanız, bu kez de sanırım vasat bir kişi olarak düşünülerek elenirsiniz. Bu yüzden hangi market, hangi reyon, hangi muhit olduğunu araştırıp öğrenerek öyle özgeçmiş/fiyat hazırlamalıyız. Hatta ne olur ne olmaz her başvuru için yeni bir tane oluşturmalı.

Daha sonra yarısı formalite de olsa (tanıdık olmazsa mülakat hakkı kazanmak bile dert olabilir şu dönemde ve firmalardaki işe alımcıların deli yetenekleri var ya, adamı 15 dakikada çözüyorlar ya) bir mülakattan geçiyoruz. Bu mülakattaki konular şöyle sıralanabilir:

Görüşmeye gelmeden önce o firma ile ilgili bilgi toplanmalıdır,

Takım elbise giyilmelidir,

Sakal traşı olunmalıdır,

Çok sıkmadan ama gene de sıkı bir şekilde güven vererek tokalaşmalıdır (meşhur tokalaşma formülü),
Yayılarak oturulmamalıdır,

Gözler mülakat yapandan kaçırılmamalıdır,

Eller kenetlenmemelidir,

Sorulan soruya cevap verirken laf dolandırılmamalıdır,

Oda gözden geçirilmeli, mülakat yapanın odasındaki eşyalardan yola çıkarak, hobilerinizi bunlara dayandırarak anlatabilirisiniz,

Size ne kadar ihtiyaçları olduğu anlatılmamalıdır,

Önceki kötü hatıralardan bahsedilmemelidir,

İşte çalışmak istediğin belirtilmeli fakat bu işe çok ihtiyacın olduğun çaktırılmamalıdır. Ve bunların hepsini yaparken çok sakin olunmalı, terlenmemeli, kekelenmemelidir; gördünüz mü ne kadar rahat…

Kendinizi satma şekliniz bu, peki ürün satarken ne yapacaksınız; hadi onu da siz bulun…

Bu arada işverenle, şirket sahibi ile ve işe alımcılarla özdeşleşen tarafa da bakılmalı; bu kişinin özellikleri de kolay değil:

Üstten bakabilmelisin,

İstediği kadar uygun olsun, en alakasız konudan (eski sevgiline benzeyebilir, arkadaşı olabilir, o memleketliye güvenilmez, vs.) hayatı ile ilgili karar rahatlıkla verebilmelisin,
Sen höt desen işe giremeyeceğini bilmesi lazım (en önemlisi bu, oldu ya bu kişi işe alındı, daha sonra içerde hiçbir fonksiyonun olmadığını öğrenecek; bu yüzden hazır elindeyken tepesine tepesine bastır. Tıpkı askeriye gibi, öyle bir hiyerarşi kur ki, Darbe yapılırsa herkes askerden korksun, karşı çıkamasın. Oysa ki beğenmedi yönetimi, askeri güçle değiştiriyor ve hesap vermek zorunda değil yani art niyetli olsa ne olur, vatanım için yaptım dese ne olur),
Çok mu zorlandın, emin olamadın “seni neden işe alalım” diye sor, o versin cevabını,

Sorduğun en abuk soruya bile mantıklı cevap verebilmeli.

Buradan da anlayacağınız üzere hayatımız boyunca sürekli olarak bir ALIŞ ve VERİŞ hali içindeyiz.
Demek ki; isterseniz her şeyi satarsınız; hem de kocaya, karısını boyayıp zenci diye satarsınız…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir