20. yy’da, 20 Yıllık Savaş: HR vs HR Portal

İnsan Kaynakları, özellikle son onbeş-yirmi sene içinde, ciddi oranda dijitalleşmeye başladı. Faks ile gönderilen özgeçmiş dönemini saymazsak tabii ki. Bir tanıdığın işyerinden rica minnet gönderilecek üç bilemedin dört faks ile medet umma dönemi. Buna Bağımsız Dönem diyoruz.

Bu çağda; danışmanlık firmaları gerçek headhunt yapmaktaydı. Sektörel çevresi olan kişiler personel bulmada ön plana çıkmaktaydı. Firmalar açısından, personel bulma işi ya şansa kendi ayağıyla kapıdan gelecekti, ya bir çalışanı tavsiye edecekti ya da gazete ilanına başvuracaktı. Tüketici gazetesinin de altın çağı bu döneme denk gelmekte. İnsan kaynaklarcı ise hala personel ve özlükçü olarak yer bulmaktaydı. Bunu da nerede ise büyük firmalarda ya da büyük düşünen firmalarda görmekteydiniz. O kadar uzakta da aramamak lazım. Günümüzde de büyük illerimizin çoğu firmanın taşıdığı özellik bunlar. Bordro kısmı Muhasebe biriminin kontrolünde olup, en iyisi bile bunu dışardan hizmet aldığı Muhasebe bürosuna (ilk outsource) yaptırmaktaydı. İş görüşmesine çağrılan herkes görüşmesine giderdi hatta zamanında giderdi, gidemeyecekse haber de verirdi. Düşünün hem de o teknolojik yoklukta…

O zamana kadar başvurular genelde kapıdan özgeçmiş bırakma ya da firmanın başvuru formuna, kendi bilgilerini geçirmekten ibaretti. Dijitalleşmenin ön ayağını oluşturan başvuru toplama sürecini hızlandıran işe alım ilan portalleri oldu. Hatta bu portaller, bir entegrasyon ile firmanın kendi web sayfasından da başvuru toplama görevini başlattılar. Tabii ki başvuru değerlendirme ve filtreleme sürecini kendi üstlerinde tutarak. Bu döneme ise Bağ Dönem diyoruz.

Bu dönemde özgeçmiş havuzları dolmaya başlamıştı. İşe alımın buharlı makinesi icat olmuştu ne de olsa. İlk kullananların amacı tamamen farklıydı. Özgeçmiş hazırlamayı bilmiyorlardı, amaçları sadece genel kabul gören bir formattan yararlanmaktı. Kısaca Word şablonuydu aradıkları.

Bu portallerden özgeçmiş oluşturup, gene çıktılarını aldılar. Bazıları ise buradan başvuru yapmaya başlamıştı. İşte bunu yapan öncüler kısa süreli tecrübeleriyle yeni şeyler keşfettiler;

  • Piyasada bir sürü uzmanlaşmamış işe alımcı vardı,
  • Yaptıkları şey sadece filtre araması yapmaktı.

Elmasını parlatan manav gibi hissetti öncüler. Öncelikle, özgeçmişe her şeyi yazmaktan vazgeçtiler. O zaman görüşmeye çağrılmıyorlardı; işe alımcı alacağını alıyordu. O dozajı ayarlamak bile iki-üç senelerini aldı.

Türkiye’deki genel sorunlardan biri olan uzmanlaşmama nedeni ile iş arayan kişi çok farklı sektörlerde başvuru yapabiliyordu. Onu da olurum, onu da yaparım, bunu yaparım ne varkilerden; farklı sektörler için özgeçmiş oluşturma ve uygun özgeçmiş ile uyumlu ilana başvuru çıktı. Keza İngilizce özgeçmişte bulundurdular, ne olur ne olmaz. Burada hata işe alımcı tarafında çıktı aslında. Alakasız pozisyonlar için, kullanılmayacak dil için İngilizce ilan çıktılar. Ve o ilan için bir gün en yakın arkadaşlarından biri İngilizce özgeçmiş paylaştığı bir firmada işe girmişti. Son derece yeterli bir sebepti bu. Hemen başka bir İngilizce özgeçmiş alındı ve kendi özgeçmişine uyarlanarak sisteme eklendi. Artık iki aşama daha kazandı sistem.

  1. İngilizce artık korkulu rüyası değildi,
  2. Aranan nitelik bile önemli değildi, zaten buna bakmıyordu işe alımcı.

Pozisyon adı ile başvuru çıktı, başvuru sayısı arttı. Erkek arayan ilanlara bayan, anadil düzeyinde Almanca bilene kendi dili bile yetersiz insanlar başvurdu. İşe alımcılar hatalarını anladı ve kendi önlemlerini aldılar. Tabii ki yanlıştı bu;

  • Bu tecrübeye 30 yaş anca gerekse, maksimum 25 yaş gerek dediler,
  • İngilizce “Welcome, would you like something to drink” gerekirken, iyi düzeyde İngilizce arayan yazdılar,
  • Her iki cins çalışabilse, sadece bayan dediler ve özellikle filtre seçeneklerini geliştirdiler. “Search&Selection” ön plana çıktı.

Gene bu dönemde, işe alım portalinden ayrılan firma olacaksa başvurularını da beraberinde veriyorlardı. Hatta bir yıl daha sistemden havuzlarına bakmalarına imkan da vardı.

Yenilikçi işe arayan kadar yenilikçi işe alımcı da vardı. Yurtdışında yapılan örnekleri takip edip uygulayan ve yayan. Google’ın işe alım sorularıymış bunlar, bunlar Apple’ınki, bakın bu da FBI’ınki; iyi de sen babadan kalan dört kişilik firmaya telefonlara bakan bir personel alacaksın…

Neyse ki bu dönem biraz daha keyifli geçti;

  • Müşteri Temsilcisi alımı soruları
    • En sevdiğin yemeği tarifini söyler misin?
    • Şimdi bu kalemi bana sat?
    • Seni neden işe alalım?
  • Müşteri Temsilcisi alımı cevapları
    • Tabi, 100 gram …, 1 kg …, hafif kavur …
    • Bu biiiiiiir tükenmez kalem ya.
    • Çünkü ben …

Bu sorulara verilebilecek cevapları yazmak daha eğlenceli olsa da zaman akıyor, tarihimize dönelim tekrar.

Danışmanlık firmalarının daha fazla ilan çıkabildiğinin keşfedilerek ayrı bir fiyat uygulanması da bu tarihlere denk gelmektedir. Gene de belli bir sektör tecrübesi olup, işinden ayrılarak Danışmanlık firması açılan dönem de budur.

Ve sonuncu döneme geliyoruz. Düşünsenize bir artık yıl olmuş 2010’a yakın; bir Milenyum atlatmışız ki, hiç kimse ölmeden, Dünya patlamadan geçmiş düşünün. Faks’ın yüzüne bakan yok; hepimizin cep telefonu var, tabletimiz, laptoplarımız ve türevleri (notebook, ultrabook vs), telefonumuz akıllı ama televizyonumuz bile akıllı, hatta arabamız, saatimiz (saati 2013-2014 sonrasına alabiliriz) bile akıllı yeminle.

Fakat kuralı büyük ortak koyar ve o konuştu;

  • Portalimden ayrılırsan başvurularını vermem,
  • Sınırsız ilanım yok, sayıyla alırsın,
  • Şu ekstra özelliklerim de paralı artık, çünkü ben ona ayrı bir isim verdim (yani bir tarafım büyüdü ve o kadar büyüdü ki o artık bir birey)
  • Haaa, fiyatım da artık bu.

Danışmanlık firmaları (özellikle iyi iş yapan) tercih edileceklerini bildikleri için önden bir ücret, kısa liste paylaşınca biraz daha, alırsın almazsın o ayrı’lara döndü. Sayıları azaldı daha da azalacak muhtemelen. Şu anda bilgi düzeyimiz; “bilgiye ulaşabiliyorsam sana muhtaç değilim”. Tabii ki bunun devamı dönemde şu düzeye geleceğiz; “aaa o kadar şey bilsem de hangisi gerçek/doğru bilgi”.

Özellikle büyük firmalar bu Bağımlı Dönemde kendi önlemleri almaya başladılar. Çünkü daha da ileri gideceği belliydi. Yatırım yapmak için son aşamaydı bu.

Ve büyüklerin büyük bir kısmı gene içlerine dönmeye başladı. Entegrasyon kullanmayıp kendi web sayfaları üstünden kendi başvurularını almaya başladılar. Hatta bazıları kendi grubuna hizmet vermek için kendi Danışmanlık firmasını kurdu. Bazıları ise ilanı çalışanlarına açıp, uygun referans verene ödül vermeye kadar değiştirdi işe alım sürecini.

Teknolojik olarak ne avantajları geldi, gelmedi değil. Görüntülü mülakat çıktı ki, şehir dışı ya da yurtdışı görüşmeleri için çok yararlı. Kişilik testleri çıktı, bağımlı kalmadığınız sürece iyi bir önsöz. Sosyal medya patladı, daha detay bilgi için isterseniz kişinin özel bilgilerine, görüşüne, hayata bakışına karşı da bilgi edinebiliyorsunuz. Yok yok düşündüğünüz kadar özel değil, o kadar özel olsa ulaşamazdınız.

Adaylar ise özgeçmiş ve mülakat konusunda işe alımcılardan hep bir adım önde adım atıyorlar şu dönemde. Her soruya hazırlar, jilet gibi özgeçmişleri var. Fakat geliyorum dedikleri görüşmeye gelme oranları %50’nin altında. Hele ki üst düzey dışında görüşmeler yapıyorsanız.

Bedensel bir güç gerektirmeyecek bir iş ise hanımlar bir adım önde. Fakat sorsanız hala Kadın Haklarından bir gün boyunca laf yiyebilirsiniz. Her iş yerine bakın, kendinizinkine bakın, erkeklere iş imkanı her geçen gün azalıyor.

Artık tüm İnsan Kaynakları süreçlerini tek bir program ile takip edebiliyorsunuz, raporlayabiliyorsunuz.

Hem deee online…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir